İnsanlar hayata bakışlarında, yaşantılarında çaba gösterme, çalışma ve ortaya konulan başarılarda manevi bir güç vardır. Bu gücü daha da güçlü yapan ise sevgidir. Sevgisiz insan kalabalıklar içinde tek başınadır, yalnızdır. İnsanlar sevgilerini göstermede ya yetersiz kalmakta ya da buna cesaret edememektedirler.
air ve ressam Bedri Rahmi Eyüpoğlu, “Sevgi Üstüne” de bu dar kalıpları aşmak ister. Sıkışıp kalan bir bedenden, bir yürekten bütün yüreklere sirayet edebilecek bir sevdanın sınırlarını bir sınırsızlık içinde çizerek gösterir. Bu şiirinde sevgiyi bir sevda kavramı olarak ele aldığı görülür. Gerçek sevgiye yapılan vurgu şiirde dikkat çeken ana unsurdur. Şair adeta sürrealist bir duyguyla seslenmekte, sevda (sevgi) üzerine yazılanları yeterli görmemekte, sevdanın somut bir hal içinde yaşanılması gerektiği inancını taşımaktadır.

Sevgiyi veya sevdayı ruhunda taşıyan ve bu ruhla yaşayan ve bu ruhun yüreklerde hâkim kılınmasını arzu eden bir anlayışla bakan bir bakış açısına göre kitapların bu konuda bir hükmü olabilir mi?
Kararan gözlere, yüreğe yüksek bir voltajla ışık tutmakla ne hale gelirse insan; kitapların yazdıklarına göre de öyle bir hal içindedir. Kitaplarla çizili, kararmış, kamaşmış haldeki bir insan aptal da hasta da veya kahraman da olabilir.
Bu minvalde, “Bütün kitapları yakmalı.” Nedeni de kitapta yazılanlarla gerçek hayatta yaşanılanların farklı oluşları.
Gerçekten bütün kitapları yakmalı mı? İşte öyle bir görüşle Bedri Rahmi “Sevda üstüne” kıyametler koparıyor.
İnsanların kalplerinde sevgi olanca gücüyle hissedilmediği içindir ki gerçek sevgiye varılamamaktadır. Bu bakış açısıyla “Sevda üstüne ne söylemişlerse yalandır.” Bu düşüncenin bir ürünü olarak da insan her ne hal içinde olursa olsun sevgilerden mahrum olacaktır.
“Kitaplara göre insan
Karanlıkta yüzüne bin mumluk lamba tutulmuş
Gözleri, yüreği kamaşmış insandır
Aptaldır, hastadır, kahramandır
Bütün kitapları yakmalı
Sevda üstüne ne söylemişlerse yalandır
İçinde bir tek suret yaşayan yüreğe
Yürek mi derler”
İnsan ruhu yüreğindedir. Bu nedenle seven bir ruhun gönlü açıktır, sathi değildir, yalnız değildir; sevgi, bir sevda kabilince berraktır, herkese açıktır. Dar kalıplarda yaşayan bir yürek paylaşımdan da uzaktır. Sevgi paylaşımında birlik yerine çokluk kaimdir. Sevgi veya sevda yürekte kocaman yer kaplamalıdır o sevda yeknesak da olmamalıdır. Bir tek yaprak ve meyve veren ağacın hiçbir hükmü olamaz:
“Bir tek yaprak veren dalın boynun burarlar
Bir tek meyve veren dalı keserler”
Bereket ve genişliği işaret eden ve bu ifadeye yoğunlaşan mısralarda sınırları aşan boyutsuzluk vardır. Buğday tarlası, milyonlar için esmek, derya gibi olmasa da sayısız dalgalar, dalga-boran, kıyametler üzerine teksif edilerek insanda güvene telkini ima etmekte ve sevdayı coşturmaktadır:
“İnsan dediğin bir buğday tarlası gibi olmalı
Esti mi rüzgâr bir değil milyonlar için esmeli
Bir tek meyve veren dalı kesmeli
İnsan dediğin derya misali
Üstünde milyonlarca dalga
İçinde kıyametler kopmalı
İnsan dediğin derya misali
Uçsuz bucaksız olmalı.”
Bu sevda nihayet genelden özele, özelden genele adeta bir evrensel mesaj taşır. İnsanın sevdası çok geniş ve büyük olmalıdır, her anlamda sınırları aşmalıdır:
“Gel çıkalım sevgilim gel
Gel kurtulalım birler hanesinden
Çekelim gidelim bir uçtan uca
Açalım yüreğimizin kapılarını sonuna kadar
Sevelim sevelim sevelim
Sevebileceğimiz kadar”
Şair, “sevelim sevelim sevelim” diyor, Fena sevelim demek istiyor. Ancak günümüzde fena sevelim derken sevgiyi/sevgileri; doğru yanlış her şeyi yaşamaya, sevinçlerimizi de yok edenleri de unutmamak gerekir. Yani sevda duygusu ütopik hale gelmemelidir. Olmayacak sevdaların peşine düşmek, anlaşılmaz sevgi/sevda histerileri insanları fena hallere düşürdü. Bedir Rahmi elbette, şüphesiz sevdanın çıkmaz sokaklarını kastetmiyor, bilakis; sevdanın yerelden ulusala, ulusaldan evrensele değin arzu ediyor. Şair; sevdasının iliklerine kadar yerleşmesini o tutkunun var olmasını büyük bir aşkla, tutkuyla istiyor, lirik satırlarına diziyor.

Sevgiyi ötekileştirmeye karşı bir tutumla hürriyet coşkusunu duyarcasına bir çağrıdır bu. Öyle bir sevdadır ki bu uçsuz bucaksızdır, sınırsızdır olabildiğince, sevebildiğince bir sevgidir bu. Yüreği evrensele taşıyan bir sevdadır bu. Sevda seven yürekleri açmanın arzusu sevgisizliğe, birliğe, darlığa karşı seven yüreklere bir açık kalplilikle sesleniştir.
Sevgisizliğin dar, biçimsiz, sakil bedbaht olan bütün düzensiz atışlarında boğulmak istemeyen bir halet-i ruhla şair Bedri Rahmi Eyüpoğlu, “Sevgi Üstüne” de kıyametler koparmak istiyor. Bunu bütün insanların yüreklerinde sevginin sınırları zorlayarak hissetmesini, yaşamasını açıklıkla serbest yazılmış bu mısralarında dile getirmektedir.